DOĞU TÜRKİSTAN'DA KADIN OLMAK

Doğu Türkistan'da Kadınların Durumu

10 Aralık 1948'de kabul edilen İnsan Hakları Beyannamesinde ve 26.2.1945 tarihli Birleşmiş Milletler Adlaşmasının giriş kısmında " İnsan Haklarına, şahsın haysiyet ve değerlerine, inançlara saygı gösterilmelidir" denilmesine ve " Hiçbir kimsenin işkenceye, gayri insani yahut haysiyet kırıcı muamelelere tabii tutulamayacağı" vurgulanmış olmasına rağmen Doğu Türkistan halkı Temel İnsan Hak ve Hürriyetlerinden tamamen yoksun olarak yaşam sürdürmektedir.

Dünya devletleri arasında yapılan birçok anlaşmaların altında imzası bulunan Çin, hiçbir zaman attığı imzaların arkasında durmamış,özelliklede İnsan Hakları İhlalleri konusunda, Birleşmiş milletlerde veto hakkı olan beş daimi üyeden biri olma sorumluluğunu çiğneyen tek ülke olma özelliğini sürdürmektedir.

Buna bağlı olarak ta şunu açıklıkla ifade edebilirim ki; Bu gün "8 Mart Dünya Kadınlar Gününde Doğu Türkistan’daki kadınlarımızın durumu içler acısıdır. Doğu Türkistan’daki milyonlarca kadın "Mecburi Doğum Kontrolü" adı altında katledilmekte ve bütün hakları ellerinden alınarak insani temel hak ve hürriyetlerinden tamamen mahrum bırakılmaktadır.

Doğu Türkistanlı genç kızlar Çinli erkeklerle evlenmeye zorlanmakta, bu hususta özellikle büyük bir baskı uygulanmaktadır. Bu zorlama ve baskılara dini ve milli yönden kesinlikle olumlu tavır göstermeyen Müslüman Türk kızları arasında intihar olaylarına sıkça rastlanmaktadır.

Doğu Türkistan halkının asimilasyonunu hızlandırmak için Çinlilerle Türklerin karşılıklı evlenmelerine çok büyük önem vermektedirler. Bunu özendirebilmek içinde Doğu Türkistanlı erkeklere 500 Dolar para vermekte, doğan çocuklar nüfus kütüğüne Çinli olarak yazılmaktadır. Boşanmak isteyen Türk erkeklerine ise 2000 Dolar ceza ödemesi gerektiği Bu parayı ise hiç kimse ömrü boyunca bir arada göremez. Çin resmi yayın organı olan "Sinkiang"(!) gazetesinin12 Eylül 1990 sayısına göre Hoten vilayetine bağlı Karakaş ilçesinde 18700 Müslüman anne adayı zorla ameliyat edilerek annelik yeteneği ortadan kaldırılmıştır.(Ellerinden alınmıştır)Bu sayı ise bu ilçede yaşayan toplam anne adayının tamamına yakındır.

Bu uygulama için ilçeye özel olarak Çinlilerden kurulu 432 kişilik bir sağlık ekibi(!) gönderilmiştir. Doğu Türkistan'da Karakaş gibi 127 ilçe mevcuttur. Buna göre 1990-1991yılları arasında 2 Milyondan fazla Müslüman kadının anne olma yeteneğini zorla kaybettirilmiştir.

Adının açıklanmasını istemeyen Doğu Türkistanlı bir kaynaktan alınan bilgilere göre Kızıl Çin yetkilileri mecburi doğum kontrolünü insanlık dışı bir yöntemle bütün ülke genelinde uygulamaya devam etmektedir.200 bin nüfuslu bir şehirde çocuk sahibi olabilecek 3500 kadın mecburi kontrole tabi tutularak bunlardan 953 kadın kürtaj olmaya zorlanmış ve 10.708 kadın çocuk sahibi olmaktan mahrum bırakılmıştır.180 bin nüfuslu başka bir vilayette ise yalnızca

1000 kadına çocuk sahibi olma hakkı bir çocukla sınırlandırarak verilmiştir. Bir başka deyişli 35 kadından birine bu hak çok ağır yükümlülüklerde yüklenerek verilmiştir.

En dehşet verici olanı ise hamile olduğunu öğrendikleri kadınları zorla evlerinden alıp son derece gayri sıhhi ortamlarda kısırlaştırmaları sınırlama fazlası olan çocukları ailelerine rağmen iğne ile öldürülmeleridir.Bu kadınlarımızın büyük çoğunluğu da tedavi göremediği için hayatını kaybetmektedir.

Doğu Türkistan'daki kadınların bırakalım kadın haklarını insanca yaşama hakları da gasp edilmektedir.Hasta, yaşlı ve hamile olmalarına bakılmaksızın tarlada, madende, su yatağı açma çalışmalarında 18 saat çalıştırılmakta, açlıklarını giderecek miktarda yiyecek bile verilmemektedir.buralarda ölen olursa bir çukura atıp gömülmekte cenazenin doğru dürüst defnedilmesine bile izin vermemekte, bunun için harcanan zamanı " boşa geçen zaman" olarak telaffuz etmektedirler.

Bütün bunlar Doğu Türkistan'daki kadınlarımızın yaşadıklarının küçük bir bölümüdür. İnsanın aklına şu geliyor, ülkemizde kadı-erkek eşitliği diyerek aile içinde huzursuzluk çıkaranlar ve feministler adına aileleri çökertenler, tabiri caizse bir eli yağda bir eli balda konken partilerinde ömür tüketenler, "Hayvan Hakları" diyerek insan haklarını göz ardı eden ve çiğneyenler, acaba bir gün olsun dünyadaki bir çok ülkede ve Doğu Türkistan'da hakları gasp edilmekte olan hemcinslerini akıllarına getiriyorlar mı? Bence hayır...

Öyle ise bütün dünyadaki "Feminist" geçinenleri göreve davet ediyor, Doğu Türkistan kadınlarının durumunu Çinli işgalcilere sormalarını bekliyoruz.

Doğu Türkistan’daki Elleri Öpülesi Müslüman Türk Kadınları unutulmasın........

İşte Doğu Türkistan Türkleri bugün tarih sahnesinden sessizce eriyip silinme veya top yekûn ayaklanıp kahramanca ölme gibi bir tercih ile karşı karşıya bırakılmışlardır. Çinli Doktorlar tarafından mecburi Kürtajla alınan Türk çocukları çöplere atılıyorlar

Türk’ün ad verdiği nam saldığı her yerde özgürlük şarkıları önce ninnilerde, alperenler ana kucağını kokusunu canlarına çekerlerken, bestelenir. Analar emek1erini, umutlarını, yeri geldiğinde de göz yaşlarını katarlar özgürlük şarkılarına... Var olmanın adı özgürlüktür onun için...Moskof'un zulmü, Çinlilerin zindanı, eriyip gitmiştir bu özgürlük azmi karşısında.

“Can verilir, kan verilir, evlat, ana bacı verilir, özgürlük asla” andını içmiş bir milleti esir etmeye kalkmak neymiş görsün tüm dünya, anlasın Türk düşmanları. Eski bir başbakanımızın söylediği gibi “Dostluğumuza güvenilir, düşmanlığımızdan ise korksunlar.”

Özgürlük aşkı ile dolan yüreklerimizde bu ateş yandıkça daha nice özgürlük destanları yazar bu millet. Daha nice özgürlük şarkıları besteler. Erkeğiyle, kadınıyla, çocuğuyla ''bağımsız milletler''in tarihteki önderi, rehberi olur. Türk dünyasında pek çok yerde özgürlük bayrağını kadınlar taşıdılar. '' Azatlık türküleri'' yaktılar; ölen evlatlarına, şehit düşen kocalarına ağıtlarla birlikte... Bu, onurlu Türk milletinin kadına verdiği değerin de bir göstergesidir. Kadınını baş tacı eden bu millet özgürlüğü de kadınının yardımıyla tattı. Başı göğe erdi, namı cihanı tuttu.



ÖZGÜRLÜK YAKIN

Arap’ın hançeri, Moskof'un sürgünü ve Çinlinin zulmü ile yıllarca mücadele etmiş bir Türk evladı, zindandan eşine gönderdiği mektupta işte böyle der: ''Kadınım dayan, özgürlük yakın.''

Özgürlük bayrağı senin göğsüne dayanarak yükseltilecek, senin metanetine dayanarak evladın cepheye koşacak ve şahadet haberi aldığında, onun ''özgürlüğe kadar savaş'' andını hatırlayıp cepheye koşacaksın. Tarihimiz özgürlük destanları yazdıran Türk kadınlarıyla doludur. Müsteşrik tarihçiler görmek istemeseler de feministler bütün referanslarını Batılı kadına dayandırsa da Türk yurdunun kadınları özgürlük şarkılarını bir an olsun dillerinden düşürmediler.

O şarkı, Altay'larda yazılsa, Ağrı dan duyulur.

Urümçi den yola çıkıp tüm Türk yurdunu gezdiğimizde de kadının her özgürlük hareketinde erkeğiyle birlikte savaştığını görürüz. İşte bunun için Alperen anneleridir onlar... Zira savaşmayan kadın oğlunu savaşa gönderemez. Orta Asya da dikilen mezar taşlarında kadınlarımızın savaştaki kahramanlıkları anlatılır. Eskiden olduğu gibi bugünün özgürlük mücadelelerinde de bayrağı kadınlar taşıyor. Yakın tarihe baktığımızda işte Semey hareketi, işte Kırım direnişi, işte Azerbaycan azatlık mücadelesi, işte Gulca direnişi, işte Batı Trakya dan gelen kardeş sesi.



BU DESTAN BİZİM DESTANIMIZ



Kaşgar’da güneş İstanbul’dan çok önce doğardı. Aynı kıbleye baş koyan insanlar Aynı dili konuşur,aynı türküleri söyler. Aynı özlemleri dile getirirdi.Aksu’nun minareleri tıpkı Bursa’nın Ulu camiinin minarelerine benzerdi.

Ezan sesi yankılandıkça özgürlüğümüz perçinlenir, gönlümüz huzur dolardı. Alanya’dan Toros sırtlarına binlerce yıldır hiç durmadan göç eden Türkmen yörükleri Altaylardaki Tanrı dağlarındaki, akrabaları gibi kıl çadırlarda güzler, kerpiç evlerde kışlar, çocuklarına aynı özgürlük destanlarını öğretirler. Her evin bir Dede Korkut'u, her ananın bir nasihati, her atanın bir silahı vardır aile ocağında...
Ve her aile ocağı yeni bir özgürlük destanı yazacak kahramanlarla doludur.
İşte tüm dünya bilir Türk'ün gücü silahta, topta, okta değil bu kahramanlardadır ve ancak bu kahramanlar okla, yayla, topla, tüfekle tarihe yeni bir özgürlük destanı kazandırır.

Yorum Yaz